UZM. PSİKOLOG

AİLE DANIŞMANI

 

YUSUF DAĞYELİ

Bilgi Kaynağı

Yüksek Standartlar

Yüksek standartlar, kişinin kendisinden son derece yüksek beklentileri karşılamasını beklemesi ve bu beklentilere ulaşmak için sürekli çaba göstermesi gerektiğine inanmasıyla karakterizedir. Bu kişiler, belirledikleri standartları karşılamak amacıyla uzun saatler boyunca aralıksız çalışabilir, işkolik davranışlar sergileyebilir ve dinlenmeye yeterince zaman ayırmakta zorlanabilirler. Detaylara aşırı dikkat edebilir, işleri belirli bir biçimde yapmaya çalışabilir ve yaşamlarının farklı alanlarında çok sayıda katı kural ve ölçüt oluşturabilirler. Bu standartlar çoğunlukla içselleştirilmiştir; temel motivasyonları başkalarının onayını kazanmaktan ziyade, kendilerine göre yapılması gerekeni yerine getirmektir. Bu nedenle beklentilerini aşırı veya mükemmeliyetçi olarak değerlendirmeyebilir, bunları normal ve olması gereken standartlar olarak görebilirler. Kendilerini yoğun ve sürekli bir baskı altında tutarak mükemmelliğe ulaşmak için daha fazla çaba göstermeleri gerektiğini düşünebilirler. Ancak mükemmelliğin çoğu zaman ulaşılması güç olması, başarılarının yetersiz kalmasına ve kendilerini sürekli eleştirmelerine neden olabilir. Örneğin, 100 üzerinden 95 almak objektif olarak başarılı bir sonuç olsa bile, kişi bunu başarısızlık olarak değerlendirebilir. Yüksek standartlar akademik başarı, iş ve kariyer, dış görünüş, ev düzeni, spor performansı, sağlık, etik ve ahlaki kurallar, kültürel veya dinî kurallara uyum ve sanatsal performans gibi yaşamın birçok alanında görülebilir. Zamanla yapılması gereken işlerin çok fazla olduğu ve bunları tamamlamak için yeterli zaman bulunmadığı düşüncesi zihinde önemli bir yer tutabilir. Kişi, çevresinden takdir görmese veya hiç kimse çabasını fark etmese bile kendi standartlarını karşılamaya devam edebilir. Yüksek Standartlar şeması, Onay Arayıcı şemasıyla birlikte bulunduğunda kişi hem yüksek başarı elde etmeye hem de dışarıdan takdir ve onay almaya çalışabilir. Yüksek Standartlar, Onay Arayıcı ve Haklılık şemaları bazı narsisistik özelliklerle birlikte görülebilir; bunların altında Duygusal Yoksunluk ve Kusurluluk şemaları da bulunabilir. Kişi hem kendisine hem de başkalarına karşı aşırı eleştirel davranabilir. Belirlediği standartların yeterince hızlı veya iyi karşılanmadığını düşündüğünde öfke ve agresif tepkiler gösterebilir. Başarı ve performansın önemli olduğu alanlarda rekabetçilik belirginleşebilir. Ayrıca ya hep ya hiç düşüncesi nedeniyle elde ettiği başarılı sonuçlardan uzun süreli tatmin duymakta zorlanabilir ve bir hedefe ulaştıktan hemen sonra kendisine yeni, daha yüksek hedefler belirleyebilir.

Yüksek Standartlar şeması, özellikle rekabetçilik, mükemmeliyetçilik, hırs ve zaman baskısının belirgin olduğu A Tipi davranış örüntüsüyle ilişkili olabilir. A Tipi davranış örüntüsünde kişi başarıya ulaşmak için yoğun çaba gösterebilir, zamanını sürekli verimli kullanmaya çalışabilir ve rekabetçi bir tutum sergileyebilir. Buna karşılık B Tipi davranış örüntüsü daha sakin, rahat, esnek ve daha az rekabetçi özelliklerle tanımlanır. C Tipi davranış örüntüsü ise uyumlu olma, çatışmadan kaçınma ve duyguları bastırmaya yatkınlıkla ilişkilendirilir. Bu davranış örüntüleri kişileri kesin biçimde sınıflandıran tanılar değil, farklı davranış eğilimlerini açıklamak için kullanılan genel tanımlamalardır.

Yüksek Standartlar şemasının kökeninde çocukluk dönemindeki aile tutumları ve başarıya yüklenen anlamlar etkili olabilir. Ebeveynlerin çocuğa koşulsuz kabul göstermek yerine sevgilerini, ilgilerini ve takdirlerini başarıya bağlamaları, kişinin değerli ve kabul edilebilir olmak için sürekli başarılı olması gerektiğine inanmasına neden olabilir. Ebeveynlerin gerçekçi olmayan derecede yüksek başarı ve performans beklentileri oluşturması, dinlenmeyi tembellik veya yetersiz çaba olarak değerlendirmesi, kişinin kendisine karşı katı bir tutum geliştirmesini pekiştirebilir. Çocuğun sık sık eleştirilmesi, başarılarının yetersiz bulunması ve sürekli daha iyisini yapması gerektiğinin vurgulanması da mevcut başarılarından tatmin olmasını zorlaştırabilir. Başarısızlıkların utandırma, eleştirme veya cezalandırmayla karşılanması ve hata yapmaya karşı düşük tolerans gösterilmesi, hata yapmanın kabul edilemez olduğu inancını geliştirebilir. Ebeveynlerin çocuğun gösterdiği çabadan çok elde ettiği sonuçlara odaklanmaları, başarıyı sevgi ve takdir kazanmanın temel koşulu hâline getirebilir. Böylece kişi, olduğu hâliyle değerli olabileceğini hissetmek yerine, değerini sürekli performansıyla kanıtlaması gerektiğine inanabilir.

Yüksek Standartlar şemasıyla başa çıkma biçimleri teslim olma, kaçınma ve aşırı telafi şeklinde görülebilir. Teslim olma biçiminde kişi, yüksek beklentilerini sorgulamadan kabul eder ve kendisini sürekli zorlamaya devam eder. Ne kadar başarılı olursa olsun yaptıklarını yeterli bulmayarak “Daha iyisini yapmalıyım.” düşüncesiyle hareket eder. Kaçınma biçiminde kişi, mükemmel bir sonuç elde edemeyeceğini düşündüğü durumlarda işe başlamaktan veya sorumluluk almaktan uzak durabilir. Başarısızlık ya da yetersizlik hissi yaşamamak için “Nasıl olsa mükemmel olmayacak, hiç başlamayayım.” şeklinde düşünebilir. Aşırı telafi biçiminde ise kişi, yüksek standartların yarattığı baskıya karşı aşırı rahat, umursamaz veya rekabetten uzak bir tutum sergileyebilir; bazen başkalarının çabalarını ve başarı beklentilerini de eleştirebilir. “Bu kadar uğraşmaya gerek yok.” düşüncesiyle hareket ederek kendi içindeki baskının tam tersini yansıtan bir davranış biçimi geliştirebilir. Bu farklı başa çıkma biçimleri, kişinin başarıyla ilişkisini, öz değer algısını ve günlük yaşamındaki dengeyi etkileyebilir.