UZM. PSİKOLOG

AİLE DANIŞMANI

 

YUSUF DAĞYELİ

Bilgi Kaynağı

Bağımlılık (Yetersizlik)

Bağımlılık (yetersizlik), kişinin yaşamın getirdiği sorumluluklarla tek başına baş edemeyeceğine, günlük sorunları çözemeyeceğine ve kendi ihtiyaçlarını yeterince karşılayamayacağına inanmasıyla karakterizedir. Bu şemaya sahip kişiler, yaşamı zorlayıcı ve baş edilmesi güç olarak algılayabilir, beklenmedik durumlarla karşılaştıklarında ne yapacaklarını bilemeyeceklerini düşünebilirler. Kendi kararlarına, becerilerine ve yargılarına güvenmekte zorlanabilir; kendilerini çaresiz, yetersiz veya başkalarının desteğine muhtaç hissedebilirler. Şemanın iki temel boyutu yetersizlik ve bağımlılıktır. Yetersizlik boyutunda kişi, günlük yaşamla ilgili kararları tek başına alamayacağına, yeni görevleri yerine getiremeyeceğine ve değişimlerle kendi başına baş edemeyeceğine inanır. Kendini, yaşamını sürdürebilmek için sürekli yol gösterilmeye ihtiyaç duyan küçük bir çocuk gibi hissedebilir. Bağımlılık boyutunda ise kişi, kendi başına işlev göremeyeceğini düşündüğü için bakımını ve sorumluluklarını üstlenecek başka insanlara ihtiyaç duyar. Bu kişiler ebeveynlerine, eşlerine, kardeşlerine, arkadaşlarına, yöneticilerine veya kendilerine rehberlik eden başka kişilere aşırı ölçüde dayanabilir; bu kişilerin kendileri adına karar vermelerini, sorunlarını çözmelerini ya da her yeni adımda ne yapmaları gerektiğini söylemelerini bekleyebilirler. Temel inançları çoğunlukla “Ben beceriksizim, bu nedenle başkalarına bağımlı olmalıyım.” düşüncesi etrafında şekillenir. Günlük yaşamda sık sık yardım isteme, yeni görevlerde sürekli soru sorma, karar vermeden önce tekrar tekrar başkalarının fikrini alma, tek başına seyahat etmekte veya finansal işlerini yönetmekte zorlanma gibi davranışlar gösterebilirler. Yeni sorumluluklardan kaçınabilir, kolayca vazgeçebilir ve iş yaşamında terfi gibi daha fazla sorumluluk gerektiren fırsatları reddedebilirler. Örneğin, tek başına araç kullanırken kaybolmaktan veya aracın bozulması durumunda ne yapacağını bilememekten korkabilirler. Terapiye başvurduklarında kendilerine ne yapmaları gerektiğini söyleyecek bir uzman ya da bütün sorunlarını çözecek bir yöntem arayabilir; çoğunlukla kaygı, fobik kaçınma, strese bağlı fiziksel belirtiler veya kendi başlarına yaşayamayacaklarına ilişkin inançlarının yol açtığı depresif duygular nedeniyle destek alabilirler. Bazı kişiler ise yetersizlik hislerini gizlemek amacıyla her şeyi tek başına yapmaya çalışır, yardım istemeyi reddeder ve aşırı bağımsız görünürler. Ancak bu tutumun altında başarısız olma ve kontrolü kaybetme korkusu bulunabilir. Bağımlılık şemasının gelişiminde aşırı koruyucu, müdahaleci veya eleştirel ebeveyn tutumları etkili olabilir. Hata yapmanın eleştirildiği ya da cezalandırıldığı aile ortamlarında büyüyen çocuklar, zamanla kendi kararlarından şüphe etmeyi ve yanlış yapmaktan korkmayı öğrenebilirler. Ebeveynlerin çocuğun yerine sürekli sorun çözmesi, karar vermesi ve sorumlulukları üstlenmesi, çocuğun bağımsız hareket etme, problem çözme, para yönetimi ve yeni deneyimler kazanma fırsatlarını sınırlayabilir. Böylece kişi, kendi becerilerini geliştirmek yerine başkalarına dayanmayı öğrenebilir. Başkalarından yardım almak kısa vadede kaygıyı azalttığı için bu davranış zamanla pekişebilir. Şemayla başa çıkma biçimleri farklılık gösterebilir. Kişi, sürekli yardım isteyerek ve kararlarını başkalarına bırakarak şemaya teslim olabilir; sorumluluk almaktan, yeni deneyimlerden ve bağımsız hareket etmekten kaçınarak şemadan kaçınabilir. Aşırı telafi durumunda ise yardım almayı tamamen reddedebilir, kimseye ihtiyaç duymadığını göstermeye çalışabilir ve her şeyi tek başına yapmakta ısrar edebilir. Bu farklı tutumların altında çoğunlukla başarısız olma korkusu, kendi becerilerine duyulan güvensizlik ve yaşamla tek başına baş edemeyeceğine ilişkin inançlar bulunur.