UZM. PSİKOLOG

AİLE DANIŞMANI

 

YUSUF DAĞYELİ

Bilgi Kaynağı

Başarısızlık 

Başarısızlık, bireyin kendisini akranlarına kıyasla beceriksiz, yeteneksiz ve başarısız olarak algılamasına dayanan bir bilişsel örüntüdür. Bu şemaya sahip kişiler para, statü, kariyer, iş, spor ve okul gibi yaşam alanlarında diğer insanlardan daha başarısız olduklarına ve mesleklerinde çevrelerindeki kişiler kadar iyi performans gösteremediklerine inanırlar. Zamanla bu inançlar, kişinin kendi potansiyelini kullanmasını engelleyerek kendini gerçekleştiren bir kehanete dönüşebilir. Birey, başarısız olacağına inandığı için yeterince çaba göstermeyebilir, görevlerini erteleyebilir veya başarı gerektiren durumlardan kaçınabilir. Bazı kişiler ise yetersizlik duygularını telafi etmek amacıyla aşırı çalışmaya, sürekli daha başarılı olmaya ve kendilerini kanıtlamaya yönelebilirler. Bu kişiler, diğer insanlar kadar akıllı veya yetenekli olmadıklarını düşünseler de daha fazla çalışarak bu eksikliği kapatabileceklerine inanırlar. Dışarıdan oldukça başarılı görünmelerine rağmen içten içe başarısız olma korkusu yaşayabilir ve elde ettikleri başarıları yeterli bulmayabilirler. Başarısızlık şeması ile yüksek standartlar şeması arasındaki temel fark, kişinin kendi performansını nasıl değerlendirdiğidir. Yüksek standartlar şemasına sahip kişiler, kendilerinden veya ebeveynlerinden kaynaklanan yüksek beklentileri karşılayamadıklarını düşünebilirler; ancak aynı alandaki ortalama bir kişi kadar, hatta ondan daha iyi performans gösterdiklerini kabul edebilirler. Başarısızlık şemasında ise kişi, kendi performansını genel olarak diğerlerinden daha düşük değerlendirir. Bu şema sıklıkla kusurluluk şemasıyla da ilişkilidir. Kusurluluk, kişinin kendisini hatalı, eksik veya yanlış bir tarafı olan biri olarak algılamasıyla ilgiliyken yetersizlik, bir işi yapabilmek için gerekli bilgi, beceri veya güce sahip olmadığına inanmasıdır. Başarı alanlarında kendisini yetersiz gören kişi, zamanla kendisini genel olarak kusurlu ve eksik biri olarak değerlendirmeye başlayabilir. Bu şemanın gelişiminde çocukluk yaşantıları önemli bir rol oynayabilir. Ebeveynlerin çocuğun başarılarından çok hatalarına ve eksikliklerine odaklanması, performansı ve yetenekleri hakkında sık sık eleştiride bulunması, yaşına ve kapasitesine uygun olmayan yüksek beklentiler oluşturması veya çocuğu kardeşleriyle ve akranlarıyla karşılaştırması bu şemanın gelişimine katkıda bulunabilir. Ayrıca çocuğun başarılarının yeterince takdir edilmemesi, hatalarının abartılması, başarısızlık yaşadığı durumlarda duygusal destek sunulmaması ve yeni şeyler denemesi için cesaretlendirilmemesi de yetersizlik inançlarını güçlendirebilir. Ebeveynlerin çabanın kendisinden çok sonuçlara önem vermesi ve sevgilerini ya da onaylarını başarıya bağlaması, çocuğun değerli olabilmek için sürekli başarılı olması gerektiğine inanmasına neden olabilir. Bu süreçte çocuk, kendisinin yeterince yetenekli veya başarılı olmadığı yönünde doğrudan ya da dolaylı mesajlar alabilir. Başarısızlık şemasıyla başa çıkma biçimleri genellikle teslim olma, kaçınma ve aşırı telafi olarak ortaya çıkar. Teslim olma durumunda kişi, kendisini başarısız gördüğü için potansiyelini kullanmaz ve gerçekten düşük performans gösterebilir. Kaçınma davranışında zor görevlerden uzak durur, sorumluluklarını erteler veya başarısız olma ihtimali bulunan durumlara girmekten kaçınır. Aşırı telafi davranışında ise yetersizlik hissini bastırmak amacıyla aşırı çalışır, başarıya gereğinden fazla önem verir ve sürekli kendisini kanıtlamaya çalışır. Bu davranışlar farklı görünse de ortak noktaları, kişinin başarısızlık ve yetersizlikle ilgili temel inançlarının yaşamını ve davranışlarını etkilemesidir.