UZM. PSİKOLOG

AİLE DANIŞMANI

 

YUSUF DAĞYELİ

Bilgi Kaynağı

Haklılık (Üstünlük)

Haklılık (üstünlük), bireyin kendisini diğer insanlardan daha güçlü, yetkin, özel veya ayrıcalıklı görmesi ve kendi ihtiyaçlarının başkalarının ihtiyaçlarından daha öncelikli olması gerektiğine inanmasıyla ilişkili bir bilişsel örüntüdür. Bu şemaya sahip kişiler, kontrolün kendilerinde olmasını isteyebilir, kendi bakış açılarını savunma ve başkalarına kabul ettirme konusunda ısrarcı davranabilirler. İlişkilerde yönlendirici olmayı, kendi isteklerini ön planda tutmayı ve kararların kendi tercihleri doğrultusunda alınmasını bekleyebilirler. Zaman zaman kendilerini diğer insanlardan farklı ve üstün bir konumda görebilir, karşılıklı alma-verme dengesini kurmakta zorlanabilir ve başkalarının duygu, ihtiyaç ve sınırlarını göz ardı edebilirler. Rekabet etme, kendilerini başkalarıyla kıyaslama ve kendi bakış açılarının kabul edilmesine duyulan güçlü ihtiyaç da bu şemanın özellikleri arasında yer alabilir. Haklılık şeması saf haklılık, kırılgan haklılık ve bağımlı haklılık olmak üzere üç farklı biçimde görülebilir. Saf haklılıkta, çocukluk döneminde yeterli sınırların konulmaması ve kişinin isteklerinin çoğunlukla karşılanması etkili olabilir. Bu kişiler, çocuklukta alıştıkları ayrıcalıklı tutumun yetişkinlikte de devam etmesini bekleyebilirler. Bu tür haklılık davranışları, çoğunlukla başka bir şemayı telafi etme amacı taşımaz ve altında belirgin başka bir erken dönem uyumsuz şema bulunmayabilir. Kırılgan haklılıkta ise kişi dışarıdan üstün, kendinden emin veya kibirli görünebilir; ancak bu tutumun altında çoğunlukla kusurluluk ya da duygusal yoksunluk şeması gibi derin incinmişliklerle ilişkili örüntüler bulunabilir. Bu durumda üstünlük ve haklılık davranışları, kişinin kendisini değersiz hissetmekten korumak, önemli olduğunu hissetmek ve başkalarından ilgi ve onay görmek için geliştirdiği bir telafi stratejisi olabilir. Bu kişiler eleştirildiklerinde, reddedildiklerinde veya yeterince ilgi görmediklerinde yoğun incinme, değersizlik, boşluk ve öfke yaşayabilirler. Dolayısıyla dışarıdan görülen üstünlük tutumu, her zaman gerçek bir üstünlük inancından kaynaklanmayabilir; bazen kişinin hassas ve incinmiş yönlerini koruma çabasını yansıtabilir. Bağımlı haklılıkta ise kişi, yiyecek, barınma, ulaşım ve maddi destek gibi günlük ihtiyaçlarının başkaları tarafından karşılanmasını bekleyebilir. Bu beklentiler yerine getirilmediğinde öfkelenebilir, kırılabilir veya kendisine haksızlık yapıldığını düşünebilir. Haklılık şemasının gelişiminde çocukluk yaşantıları önemli bir rol oynayabilir. Ebeveynlerin sınırlar ve kurallar konusunda tutarsız davranması, benzer davranışlara farklı zamanlarda farklı tepkiler vermesi, çocuğun isteklerini beklemesine veya hayal kırıklığı yaşamasına fırsat tanımadan karşılaması bu şemanın gelişimine katkıda bulunabilir. Çocuğa aşırı hoşgörü gösterilmesi, ayrıcalıklı davranılması, isteklerine hayır denilmemesi veya belirlenen sınırların kolaylıkla esnetilmesi, kişinin kendi ihtiyaçlarının her zaman öncelikli olması gerektiğine inanmasına yol açabilir. Ayrıca çocuğun kendisini özel ve farklı hissetmesini destekleyen tutumlar sergilenmesi, güçlü ve başarılı yönlerinin yoğun biçimde vurgulanması ve başkalarının bakış açılarını anlama becerisinin yeterince geliştirilmemesi de bu örüntüyü güçlendirebilir. Çocuğun kontrolü elinde tutmasına, isteklerine ulaşmasına ve tercihlerini kabul ettirmesine aşırı ölçüde izin verilmesi, ilerleyen yaşlarda ilişkilerde karşılıklılık ve sınırlarla ilgili güçlükler yaşamasına neden olabilir. Haklılık şemasıyla başa çıkma biçimleri teslim olma, kaçınma ve aşırı telafi olarak ortaya çıkabilir. Teslim olma durumunda kişi sınırları zorlayabilir, ayrıcalık bekleyebilir ve kendi isteklerinin karşılanması gerektiğini düşünebilir. Kaçınma davranışında, isteklerinin karşılanmayacağını düşündüğü ortamlardan veya kendisini sınırlayabilecek ilişkilerden uzak durabilir. Aşırı telafi davranışında ise kendi ihtiyaçlarını ve isteklerini geri plana atarak aşırı fedakâr davranabilir veya başkalarının beklentilerine gereğinden fazla uyum sağlayabilir. Bu farklı başa çıkma biçimleri, kişinin haklılık ve üstünlük algısıyla ilişkili temel inançlarıyla baş etme yollarını yansıtır.