UZM. PSİKOLOG

AİLE DANIŞMANI

 

YUSUF DAĞYELİ

Bilgi Kaynağı

Karamsalık (Olumsuzluk)

Karamsarlık (Olumsuzluk), kişinin yaşama karşı genel olarak olumsuz ve kötümser bir bakış açısına sahip olmasıyla karakterizedir. Bu kişiler, hayatlarını altüst edebilecek olumsuz olaylar karşısında kendilerini savunmasız hissedebilir ve gelecekte işlerin kötüye gideceğine dair yoğun beklentiler taşıyabilirler. Yaşadıkları olayları tekrar tekrar zihinsel olarak değerlendirme, geçmişteki hataları düşünme ve olası olumsuz sonuçları önlemek için aşırı zaman ve enerji harcama eğiliminde olabilirler. Başkaları olumlu bir durumdan söz ettiğinde bile olayların riskli veya olumsuz yönlerine odaklanabilir, yanlış karar verme ya da kötü sonuçlarla karşılaşma korkusu nedeniyle karar vermekte zorlanabilirler. Acı, ölüm, kayıp, ihanet, başarısızlık, hayal kırıklığı ve çatışma gibi yaşamın olumsuz yönlerine daha fazla dikkat eder; iş, finans, ilişkiler ve diğer yaşam alanlarında ciddi sorunlar yaşanacağına dair kaygılar taşıyabilirler. En sık deneyimledikleri duygu kaygı olup kronik gerginlik, endişe ve sürekli tetikte olma hâli görülebilir. Yaşanan olayların olumsuz yönlerinden sık sık şikâyet etmeleri, çevrelerindeki insanların onlarla zaman geçirmesini zaman zaman zorlaştırabilir.

Karamsarlığın kökeninde çocukluk dönemindeki aile yaşantıları ve öğrenilen düşünce kalıpları etkili olabilir. Ebeveynlerin hayata karşı karamsar bir tutum sergilemesi, işlerin ve ilişkilerin eninde sonunda bozulacağına, gelecekte maddi kayıplar, başarısızlıklar veya küçük düşürücü durumlar yaşanabileceğine ilişkin abartılı inançların gelişmesine neden olabilir. Aile içinde yaşanan krizler, maddi zorluklar, kayıplar ve çatışmalar, kişinin güvenlik algısını zedeleyerek dünyayı olumsuz ve güvensiz bir yer olarak görmesine yol açabilir. Ebeveynlerin yaşamın olumlu yönlerinden çok ölüm, kayıp, acı, hayal kırıklığı, suçluluk, kızgınlık, hata ve ihanet gibi olumsuzluklara odaklanmaları; çocuğun olumlu özelliklerini ve başarılarını yeterince fark etmemeleri de bu düşünce biçimini pekiştirebilir. Benzer şekilde, ebeveynlerin kişinin başarılarını takdir etmek yerine hatalarına ve yetersizliklerine odaklanmaları, kişinin kendisini yetersiz hissetmesine ve ne kadar çaba gösterirse göstersin iyi bir sonuca ulaşamayacağına inanmasına neden olabilir.

Karamsarlıkla başa çıkma biçimleri teslim olma, kaçınma ve aşırı telafi şeklinde görülebilir. Teslim olma biçiminde kişi, olumsuz düşüncelerini sorgulamadan kabul eder ve sürekli negatif bir bakış açısıyla yaşamını sürdürür. Kaçınma biçiminde hayal kurmaktan, umut etmekten ve geleceğe yönelik olumlu beklentiler geliştirmekten uzak durur; böylece hayal kırıklığı yaşama ihtimalini azaltmaya çalışır. Aşırı telafi biçiminde ise iç dünyasındaki kaygı ve karamsarlığı gizlemek amacıyla zoraki bir pozitiflik sergileyebilir, her şey yolundaymış gibi davranarak sürekli mutlu ve iyimser görünmeye çalışabilir. Bu farklı başa çıkma biçimleri, kişinin olumsuz beklentilerle ilişkisini ve günlük yaşamındaki davranışlarını etkileyebilir.