UZM. PSİKOLOG

AİLE DANIŞMANI

 

YUSUF DAĞYELİ

Bilgi Kaynağı

Kendini Feda

Kendini feda etme, bireyin kendi ihtiyaçlarını ve isteklerini geri plana atarak başkalarının ihtiyaçlarını karşılamaya aşırı derecede odaklanmasıyla ilişkili bir bilişsel örüntüdür. Bu şema genellikle yüksek düzeyde empati ve başkalarına karşı güçlü bir sorumluluk duygusuyla ilişkilidir. Bu şemaya sahip kişiler, başkalarının acısını yoğun biçimde hissedebilir ve onların sıkıntılarını hafifletmek veya önlemek için kendilerini sorumlu görebilirler. Kendilerini feda etmelerinin temel nedenleri arasında doğru olduğuna inandıkları şeyi yapmak, suçluluk veya bencillik duygularından kaçınmak ve ihtiyaç sahibi gördükleri kişilerle bağlarını sürdürmek bulunabilir. Başkalarını incitmekten kaçınır, onların ihtiyaçlarını kendi ihtiyaçlarından daha önemli görebilir ve kendileri için bir şey yaparken zorlanabilirler. Kendileri hakkında konuşmak yerine başkalarını dinlemeyi tercih edebilir ve ne kadar çaba gösterirlerse göstersinler yeterince iyi olmadıklarını düşünebilirler. Özverileri karşılığında bilinçli olarak bir beklenti içinde olmadıklarını düşünseler bile ihtiyaç duyduklarında yeterli destek görememeleri kırgınlık ve içerlemeye neden olabilir. Bu kişilerde yoğun ve uzun süreli stresle ilişkili baş ağrısı, mide ve bağırsak sorunları, kronik ağrı ve yorgunluk gibi bedensel yakınmalar da görülebilir. Kendini feda etme şeması, boyun eğicilik şemasıyla benzer biçimde kişinin kendi ihtiyaçlarından çok başkalarının ihtiyaçlarına odaklanmasına neden olur. Ancak boyun eğicilik şemasında kişi çoğunlukla korku, reddedilme veya cezalandırılma kaygısıyla uyum sağlarken kendini feda etme şemasında başkalarına yardım etme ve özveride bulunma daha çok gönüllülük, empati ve sorumluluk duygusuyla ilişkilidir. Bununla birlikte, kişi kendi ihtiyaçlarını sürekli ihmal ettiğinde zamanla tükenmişlik ve karşılanmamış ihtiyaçlarından kaynaklanan kırgınlık yaşayabilir. Kendini feda etme şeması sıklıkla duygusal yoksunluk şemasıyla da ilişkilidir. Kişi, kendi duygusal ihtiyaçlarını karşılayamadığı durumlarda başkalarının ihtiyaçlarını karşılamaya yönelerek bu eksikliği telafi etmeye çalışabilir. Dışarıdan fedakârlığından memnun görünse de içten içe anlaşılma, desteklenme, ilgi görme ve duygusal yakınlık ihtiyaçları karşılanmamış olabilir. Başkalarına sürekli bakım verirken kendi duygusal ihtiyaçlarını ihmal edebilir ve başkalarına gösterdiği ilginin kendisine de gösterilmesini arzulayabilir. Bu şemanın gelişiminde çocukluk yaşantıları önemli bir rol oynayabilir. Ebeveynlerin sevgi ve kabulünü çocuğun iyi, uyumlu ve fedakâr olma koşuluna bağlaması, çocuğun kendi ihtiyaçlarını geri plana atmayı öğrenmesine neden olabilir. Bazı çocuklar, ebeveynlerinin duygusal sorunlarını dinlemek, onları teselli etmek veya aile içindeki huzuru korumak gibi sorumlulukları erken yaşta üstlenerek ebeveynleştirilmiş çocuk rolüne girebilirler. Ebeveynin zayıf, çaresiz, hasta, muhtaç veya depresif olması, çocuğun kendisini ebeveynini desteklemekle yükümlü hissetmesine yol açabilir. Benzer şekilde, kardeş bakımını üstlenmek veya yaşına uygun olmayan sorumlulukları yerine getirmek zorunda kalmak da çocuğun kendi ihtiyaçlarını ihmal etmesine katkıda bulunabilir. Aile içindeki huzuru korumak için kendi isteklerini bastırmayı öğrenen bireyde zamanla “Huzur, ihtiyaçlarımı bastırmamla mümkündür.” inancı gelişebilir. Başkalarını üzmekten veya bencil görünmekten kaçınmak da bu örüntüyü güçlendirebilir. Kendini feda etme şemasıyla başa çıkma biçimleri teslim olma, kaçınma ve aşırı telafi olarak ortaya çıkabilir. Teslim olma durumunda kişi, kendi ihtiyaçlarını sürekli geri plana atar ve yorgun olsa bile başkalarının sorumluluklarını üstlenmeye devam eder. Kaçınma davranışında kendi duygu ve ihtiyaçlarıyla yüzleşmekten uzak durabilir; sürekli çalışmak, telefonla ilgilenmek veya dizi izlemek gibi etkinliklerle kendisinden uzaklaşmaya çalışabilir. Aşırı telafi davranışında ise uzun süreli fedakârlığın ardından kendi ihtiyaçlarını ön plana çıkaran, başkaları için hiçbir özveride bulunmak istemeyen veya “Önce ben” yaklaşımını benimseyen bir tutum geliştirebilir. Bu farklı başa çıkma biçimleri, kişinin başkalarının ihtiyaçlarına aşırı odaklanması ile kendi ihtiyaçlarını fark etme, ifade etme ve karşılama arasındaki dengeyi kurmakta yaşadığı güçlükleri yansıtır.