Kusurluluk (Utanç)
Kusurluluk (Utanç), kişinin kendisini temelde eksik, kötü, değersiz ve sevilmeye layık olmayan biri olarak görmesiyle karakterizedir. Bu şemaya sahip kişiler, diğer insanlardan daha az değerli olduklarına ve kendilerinde yanlış olan, kabul edilemez bir şey bulunduğuna inanabilirler. Bu inanç, belirli bir davranıştan çok kişinin kendi benliğine yönelik olumsuz bir değerlendirmesinden kaynaklanır. Başkalarının gerçek benliklerini tanıması ve kusurlu gördükleri yönlerini fark etmesi, onlar için önemli bir korku kaynağı olabilir. Kendi değerlerini başkalarının onayına göre belirleyebilir, kusurlarının er ya da geç ortaya çıkacağını düşünerek eleştirilme ve reddedilme kaygısı yaşayabilirler. Kendilerini sürekli gözlemleme, değerlendirme ve başkalarıyla karşılaştırma eğiliminde olabilir; dış görünüşlerini, sosyal becerilerini, davranışlarını, düşüncelerini veya kişilik özelliklerini yetersiz bulabilirler. Bu kişilerde kronik utanç, değersizlik, kaygı ve suçluluk gibi duygular sık görülür. Kendilerini aşırı öfkeli, muhtaç, tembel, aptal, sıkıcı, tuhaf veya kötü biri olarak değerlendirebilir; fiziksel görünümlerini ya da beden özelliklerini kusurlu görebilir ve bazı düşünce, dürtü veya davranışlarının kendilerini kabul edilemez kıldığına inanabilirler. Günlük yaşamlarında kendilerini küçümseyebilir, başarılarını önemsizleştirebilir ve başkalarının kendilerine kötü davranmasına ya da incitici sözler söylemesine karşı yeterince sınır koyamayabilirler. Eleştiriye ve reddedilmeye karşı aşırı duyarlı olduklarından, olumsuz bir geri bildirim karşısında içlerine kapanabilir, üzüntü yaşayabilir veya öfkeli ve savunmacı tepkiler verebilirler. İlişkilerde ortaya çıkan sorunların sorumluluğunu çoğunlukla kendilerinde arayabilir ve kendilerini başkalarıyla kıyaslayarak yetersizlik duygularını pekiştirebilirler. Özellikle kusursuz gördükleri kişilerin yanında kendilerini rahat hissetmeyebilirler. Yakın ilişkilerde eleştirel veya reddedici kişilere yönelebilir, kendilerini gerçekten seven kişileri eleştirebilir ya da incinme korkusuyla onlardan uzaklaşabilirler. Sosyal ortamlardan ve yakın ilişkilerden kaçınmaları da mümkündür. Bazı kişiler ise içlerindeki kusurluluk ve utanç duygularını gizlemek amacıyla dışarıdan aşırı özgüvenli, mükemmeliyetçi, kibirli veya büyüklenmeci görünebilirler. Bu şemanın gelişiminde çocukluk dönemindeki eleştirel, utandırıcı veya kıyaslayıcı aile tutumları etkili olabilir. Ebeveynlerin sevgisini ve kabulünü koşulsuz biçimde hissettirememesi, çocuğun hata yaptığında, duygularını ifade ettiğinde veya beklentileri karşılayamadığında eleştirilmesi ya da reddedilmesi, öz değer algısını olumsuz etkileyebilir. Böyle bir ortamda çocuk, kabul görmek için başarılı, uyumlu veya kusursuz olması gerektiğine inanabilir ve zamanla yaşadığı olumsuz deneyimleri kendi kişiliğine genelleyerek kendisinde temelden yanlış bir şey olduğu düşüncesini geliştirebilir. Kusurluluk şemasıyla başa çıkma biçimleri farklılık gösterebilir. Kişi, kendisini değersiz hissettiren ve eleştiren ilişkilerde kalıp olumsuz benlik algısını sürdürerek şemaya teslim olabilir; reddedilme ve utanç yaşamamak için duygularını gizleyerek, kendisini başkalarına açmayarak veya yakın ilişkilerden uzak durarak şemadan kaçınabilir. Bunun karşısında, yetersizlik duygularını bastırmak amacıyla aşırı özgüvenli davranabilir, mükemmeliyetçiliğe yönelebilir veya kibirli tutumlar sergileyerek şemayı aşırı telafi etmeye çalışabilir. Bu farklı tepkilerin altında çoğu zaman kabul edilme, sevilme ve kusurlarıyla birlikte değerli hissedebilme ihtiyacı bulunur.
