UZM. PSİKOLOG

AİLE DANIŞMANI

 

YUSUF DAĞYELİ

Bilgi Kaynağı

Terk Edilme

Terk edilme, bireyin kendisine en yakın kişileri kaybedeceğine, bu kişilerin kendisini terk edeceğine, başka birini tercih edeceğine ya da beklenmedik bir biçimde hayatından çıkacağına ilişkin süreklilik gösteren bir beklentiyi ifade eder. Bu şemaya sahip bireyler, yakın ilişkilerinde güven ve istikrar sağlamakta zorlanabilir ve sevdikleri kişilerin hastalanması, ölmesi, uzaklaşması veya ilişkiden vazgeçmesi gibi olasılıklar karşısında yoğun kaygı yaşayabilirler. İlişkilerde sürekli tetikte olma eğilimi gösterebilir, karşılarındaki kişinin kendilerinden uzaklaşabileceğine dair en küçük işaretleri dahi dikkatle izleyebilirler. Bu süreçte kaybetmeye ilişkin kronik kaygı, gerçek ya da algılanan bir ayrılık karşısında yoğun üzüntü ve çökkünlük, terk edildiklerini düşündükleri kişilere yönelik öfke gibi duygusal tepkiler ortaya çıkabilir. Ayrılığın kısa süreli olması veya nesnel olarak bir terk edilme durumu bulunmaması da bireyin yoğun duygusal tepkiler vermesine neden olabilir.

Terk edilme şemasına sahip bireylerin ilişkilerinde sarılma ve yapışma, sahiplenici davranma, karşısındaki kişiyi kontrol etme, kıskançlık gösterme ve terk edilmekle suçlama gibi davranışlar görülebilir. Bazı bireyler, ilişkideki olası rakiplerle rekabet etmeye veya partnerlerinin kendilerinden uzaklaşmasını engellemek amacıyla ilişkilerini sürekli güvence altına almaya çalışabilirler. Bu davranışların temelinde, yakın oldukları kişiyi kaybetme olasılığını azaltma ve ilişkinin devamlılığını sağlama çabası bulunmaktadır. Bununla birlikte, söz konusu davranışlar zamanla ilişkide baskı ve güvensizlik oluşturabilir ve bireyin terk edilme korkusunu pekiştiren bir döngüye dönüşebilir. Diğer taraftan, bazı bireyler kaçınılmaz olduğunu düşündükleri kaybın yaratacağı acıdan korunmak amacıyla yakın ilişkiler kurmaktan tamamen kaçınabilirler. Böylece terk edilme olasılığını azaltmaya çalışırken duygusal yakınlık ve güven deneyimlerinden de uzak kalabilirler.

Bu şemanın gelişiminde erken dönem yaşantıları ve bakım verenlerle kurulan ilişkilerin önemli bir rol oynadığı düşünülmektedir. Ebeveynin kimi zaman sıcak, ilgili ve yakın, kimi zaman ise uzak, ilgisiz veya duygusal açıdan erişilemez olması, çocukta ilişkilerin sürekliliğine yönelik belirsizlik ve güvensizlik duygularının gelişmesine katkıda bulunabilir. Bu tür tutarsızlıklar, çocuğun bakım veren figürle güvenli bir bağlanma geliştirmesini zorlaştırabilir. Bunun yanı sıra ebeveyn kaybı, boşanma, uzun süreli ayrılıklar, aile içi gerilimler ve ebeveynlerin öngörülemez tepkileri, çocuğun yakın ilişkilerin her an sona erebileceğine ilişkin bir inanç geliştirmesine zemin hazırlayabilir. Ebeveynin fiziksel veya duygusal olarak erişilemez olması da bireyin yalnız kalacağına ve ihtiyaç duyduğu kişilerin yanında olmayacağına yönelik beklentilerini güçlendirebilir. Bu erken dönem deneyimleri, yetişkinlikte sevilen kişilerin uzaklaşacağı, duygusal yakınlığın kalıcı olmayacağı ve ilişkilerin beklenmedik biçimde sona erebileceği yönündeki inançların sürmesine neden olabilir.

Terk edilme şeması, bireyin romantik ilişki kurma ve sürdürme biçimini de etkileyebilir. Şemayı sürdüren süreçler doğrultusunda birey, terk edilme olasılığı yüksek olan, bağlanmaya hazır olmayan, ilişkiye uygun olmayan veya kararsız partnerlere yönelebilir. Bu tür ilişkilerde yoğun bir çekim ve duygusal bağlılık hissedilebilir; birey, terk edilme korkusuna rağmen partnerine saplantılı biçimde bağlanabilir. İlişkide yaşanan belirsizlik ve tutarsızlıklar, şemanın temel beklentilerini yeniden harekete geçirerek terk edilme korkusunu güçlendirebilir. Bu durum, bireyin benzer ilişki örüntülerini tekrar etmesine ve şemanın süreklilik kazanmasına katkıda bulunabilir. Terk edilme şemasıyla başa çıkmada üç temel tepki biçimi öne çıkmaktadır: teslim olma, kaçınma ve aşırı telafi. Teslim olma biçiminde birey, kendisini terk etme veya kendisinden uzaklaşma olasılığı yüksek partnerleri seçerek tanıdık ilişki örüntülerini yeniden üretir. Kaçınma biçiminde, olası kayıp ve hayal kırıklığının yarattığı acıdan korunmak amacıyla yakın ilişkilerden uzak durur. Aşırı telafi biçiminde ise terk edilme ihtimalini ortadan kaldırmak için aşırı yapışkan, kıskanç veya kontrolcü davranışlar sergileyebilir. Bu tepkiler kısa vadede kaygıyı azaltmaya yönelik olsa da uzun vadede güvenli ve istikrarlı ilişkiler kurmayı güçleştirebilir ve terk edilme şemasının devam etmesine neden olabilir.